GSM: 0.542.535 51 71   |   e-Posta:                     
© Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ / Milas - 2017 - 2019
www.milas.org.tr  

KONUK YAZARLAR - 9

Can  

Pulak,  

Cumhurbaşkanı  

Özal’ın  

Başdanışmanıydı.  

Uzun  

yıllar  

gazetecilik  

yaptı.

Bodrum’da  

yaşamaktadır.  

Muğla’nın  

severi  

ve  

gönüllüsüdür.  

Bir  

telefon  

konuşmamızda,

Bodrum’da  

yaşayan  

emekli  

veya  

değil  

tüm  

gazetecilerle  

birlikte,  

Milas’ı  

tanıtmak  

amacıyla

bir  

gezi  

organizasyonu  

düzenleyebileceğini  

söyledi  

ama  

kent  

yöneticilerine  

ulaşamadığını

belirtti.  

Can  

Pulak  

gibi  

insanlar,  

az  

bulunur.  

Onları  

değerlendirmeliyiz!..  

O’nun  

Milas’la  

ilgili

yazısıyla,  

kendisini  

‘milas.org.tr’ye  

konuk  

ediyoruz.  

Sayın  

Can  

Pulak’a,  

sağlık  

içinde  

uzun  

bir

yaşam diliyorum. (NÇT)

Kıymet  

bilmeyen  

bir  

milletiz.  

Sahip  

olduğumuz  

değerlerin  

farkında  

bile  

değiliz.

Bizdeki   

imkanlar   

ve   

zenginlik   

akıllı   

bir   

ülkenin   

elinde   

olsa   

var   

ya,   

milli   

gelirin

şampiyonluğunu kimseye kaptırmaz.

Öteden  

beri  

Milas’a  

çok  

üzülürüm.  

Öyle  

güzel,  

öyle  

varlıklı,  

öyle  

tarihi  

ve  

hakkı

yenmiş  

bir  

kentimizin  

sessiz  

sedasız,  

iddiasız  

ve  

mütevazi  

duruşu  

bana  

çok  

dokunur.

Muğla’nın  

ve  

Türk  

turizminin  

kaymağını  

Marmaris,  

Bodrum,  

Fethiye  

bölüşür  

de  

bizim

Milas’a  

minik  

bir  

payı  

bile  

çok  

görürler.  

Oysa  

Milas,  

zenginlik  

açısından  

hepsine  

fark

atar.  

Dünyada  

27  

antik  

kente  

birden  

sahip  

Milas’tan  

başka  

bir  

şehir  

yoktur.  

Denizi,

gölü,  

ormanları,  

dağları,  

dünyaca  

ünlü  

zeytinlikleri,  

lagünleri,  

kuş  

cennetleri,  

hangi

birini saysam acaba?

3000   

yıllık   

kültür   

birikimine   

sahiptir   

Milas.   

Turizmin   

her   

çeşidini   

rahatlıkla

yapabilir.   

Ovasından   

fışkıran   

tatlı-tuzlu   

suyuyla   

karada   

doğal   

balık   

üretebilen   

bir

yerdir.   

Güzelim   

sahillerini   

ve   

bakir   

koylarını   

bir   

görseniz,   

buraları   

niye   

turistlerin

doldurmadığına  

şaşarsınız.  

Devletimiz  

her  

yere  

el  

uzatmaya  

çalışıyor  

ama  

nedense

Milas’a  

pek  

aldırmıyor,  

hatta  

üvey  

evlat  

muamelesi  

yapıyor.  

Bu  

büyük  

bir  

haksızlıktır

ve bunun süratle giderilmesi ve Milas’a değerinin verilmesi milli bir ödevdir.

Milas’ın  

en  

büyük  

şanssızlığı,  

dünyaca  

tanınan  

Bodrum’un  

gölgesinde  

kalması  

ve

bölge  

yatırımlarının  

diğer  

ilçelere  

yapılmasıdır.  

Oysa  

Milas’ın  

elinden  

ciddi  

ve  

planlı  

bir

şekilde  

tutulsa,  

değerleri  

ve  

doğal  

güzellikleri  

ön  

plana  

çıkarılsa,  

iddiayla  

söylüyorum

ki  

bu  

kentimiz,  

kısa  

sürede  

layık  

olduğu  

seviyeye  

tırmanır.  

Bunun  

için  

yerel  

çabalar,

gayretler,  

iyi  

niyetler  

ve  

çalışmalar  

var  

ama,  

yetmiyor  

işte.  

Mutlaka  

devlet  

desteği

gerekiyor. Bu devlet Muğla’nın diğer ilçelerinin devleti de Milas’ın değil mi yani?

Kültür  

ve  

Turizm  

Bakanlığı  

Milas’a  

bir  

el  

atsa,  

27  

antik  

kenti  

profesyonel  

bir

kafayla  

ayağa  

kaldırsa,  

Türkiye  

Efes  

gibi,  

Afrodisias  

gibi,  

Bergama  

gibi  

müthiş  

bir  

tarihi

merkeze  

daha  

kavuşur.  

Bugün  

dünya  

turizmi,  

güneş-kum-deniz  

üçgeninden  

kurtulup

kültür  

ve  

sağlık  

turizmine  

doğru  

yürüyor.  

Bu  

yürüyüşte  

ülkemizin  

gelecekteki  

şansı

çok   

büyüktür   

ve   

bunu   

bugünden   

değerlendirmeye   

başlamamız   

gerekiyor.   

Böyle

yapacaksak, Milas’a da kültür projemizin ön sıralarında yer vermeliyiz.

Milas’ın  

kuruluşu  

MÖ  

10.  

yüzyıla  

kadar  

uzanıyor.  

Adını  

rüzgarlar  

tanrısı  

Ailos’un

soyundan    

gelen    

Mylasos’tan    

aldığı    

biliniyor.    

Karya’nın    

ve    

Menteşe    

beyliğinin

Başkentliğini  

yapan  

Milas  

Romalıların,  

Bizanslıların,  

Selçuk’luların,  

Menteşeoğulları  

ve

Osmanlıların  

uzun  

süre  

hakimiyetinde  

kalmış.  

Tüm  

Karyalıların  

ulusal  

tanrısı  

Zeus’un

heykel   

ve   

tapınaklarına   

sahip   

Milas’ın   

adı,   

’’mabedler   

kenti’’ne   

çıkmış   

ve   

tarihte

Karyalıların  

hac  

yeri  

olarak  

ün  

salmış.  

Çünkü  

Zeus  

Karius  

ve  

Zeus  

Labranda  

mabetleri

Milas’ı, Karya’nın dini merkezi haline getirmiş.

Kültür  

meraklısı  

turistler  

için  

bir  

hazine  

Milas.  

İasos’taki  

büyük  

sur,  

tiyatro  

ve

antik  

liman,  

Çomakdağında  

kurulu  

Labranda  

antik  

kentindeki  

Zeus  

tapınağı,  

saray

benzeri  

büyük  

yapılar,  

stadyum,  

tiyatro  

ve  

teras  

evleri,  

Ören  

Keramos  

bölgesindeki

kaya  

ve  

lahit  

mezarları,  

seramik  

kalıntıları,  

duvar  

taş  

işlemeleri,  

Euromos’taki  

Senato

ve   

Tiyatro   

kalıntıları,   

Helenistik   

çağda   

inşa   

edilen   

Herakleia   

kentindeki   

Athena

tapınağı,  

agora,  

şehir  

meclisi  

binası,  

tiyatro  

ve  

hamam  

gerçekten  

muhteşem  

eserler.

Roma,   

Yunan   

ve   

Bizans   

eserlerine   

sahip   

Bargilya’ya   

ne   

demeli?   

Hani   

çok   

lezzetli

balıklarını ve dünyaca ünlü tereyağlı sarımsaklı karideslerini de yediğimiz Bargilya…

Peki,200  

metre  

yükseklikte  

sarp  

kayalar  

üzerine  

kurulu  

ve  

surlarla  

çevrili  

Beçin

kalesindeki  

Bizans  

Şapeli,  

Karapaşa  

ve  

Ahmetgazi  

Medresesi,  

Orhan  

Bey  

Camii  

ve  

bey

hamamını  

gördünüz  

mü?  

Burası  

sabahtan  

akşama  

kadar  

gezilecek  

mükemmellikte  

bir

tarihi  

eser  

ve  

görsel  

değer  

merkezi.  

Durun  

daha  

bitmedi,  

Hisarbaşı  

mahallesindeki

Zeus  

Karios  

tapınağı,  

Gümüşkesen  

mezar  

anıtı,  

Sinuri  

mabedi  

dünyada  

eşi  

az  

bulunur

cinsten tarihi zenginliklerimiz.

Bunlara   

ilave   

edilecek   

daha   

çok   

yerler   

var.   

Alinda,   

Alabanda,   

Stratonikeia

bunlardan   

birkaçı.   

Hele   

Stratonikeia   

başlı   

başına   

bir   

şahaser.   

Buraya   

aşkın   

ve

gladyatörlerin  

kenti  

diyorlar.  

MÖ  

3.  

Yüzyılda  

kurulan  

bu  

kentin  

tarihi  

ilginç.  

Suriye

Kıralı   

1.   

Selevkos,   

ikinci   

eşi   

Stratonike’yi   

oğlu   

Antiokhos’a   

vermiş.   

O   

da   

önce

üveyannesi,  

sonra  

da  

eşi  

olan  

Stratonike’nin  

adına  

bu  

kenti  

kurmuş.  

Kentte,  

güneydeki

dağın  

surlarla  

çevrili  

tepesinde  

bir  

akropol,  

kuzeyde  

imparator  

için  

yapılmış  

küçük  

bir

tapınak,  

büyük  

tiyatro,  

kent  

Meclisi  

binası,  

Jimnasyum,  

oda  

mezarlar,  

nekropol,  

daha

ötesinde  

Lagina’daki  

Hekate  

kutsal  

alanı  

var.  

Unesco  

Dünya  

Mirası  

geçici  

listesine  

de

alınan  

bu  

değerli  

tarihi  

bölgede  

kazı  

çalışmaları,  

Prof.  

Bilal  

Söğüt’ün  

başkanlığında  

8

üniversiteden gelen 80 öğrenciyle yapılıyor.

Milas’ın   

yerli   

konakları,   

İtalyan   

ve   

Macar   

mimarları   

tarafından   

yapılan   

Milas

evleri,  

restore  

edilen  

Hacı  

Aliağa  

Konağı,  

Çöllüoğlu  

Hanı,  

Ulu-Belen-Ağa  

ve  

Firuzbey

camileri ile Selimiye’deki Abdülfettah Camii ve külliyesi de mutlaka görülmeli.

Milas’a  

gelmişken  

ünlü  

halısını,  

elişlerini,  

Çomakdağı  

bebeklerini,  

elde  

dokunan

heybe,  

kıl  

çuval  

ve  

keçelerini,  

taş  

işlemeciliğini,  

ağaç  

işlerini  

ve  

mimari  

süslemeleri  

de

incelemek   

gerek.   

Ayrıca   

çok   

ünlü   

ve   

her   

yıl   

Amerika’da   

ödül   

alan   

zeytin   

ve

zeytinyağlarını   

da   

tatmanızı,   

yılan   

balığı   

ile   

meşhur   

Milas   

Köftesini   

de   

yemenizi

öneririm.

Bölgeyi   

sevenlerin   

Milas’a   

destek   

ve   

yardımcı   

olmaları,   

bu   

güzel   

kentimizin

değerine  

kavuşabilmesi  

için  

ne  

mümkünse  

yapmaları  

gerekiyor.  

Örneğin  

ben  

öyle

yapacağım  

ve  

Milas’a  

omuz  

vereceğim.  

İnanıyorum  

ki,  

Milas’ın  

yerli  

kent  

makyajı  

biraz

düzeltilse,  

çalışkan  

ve  

uyum  

içinde  

görev  

yapan  

Kaymakam  

ve  

Belediye  

Başkanına

karşılıksız  

yardım  

edilse,  

Milas  

layık  

olduğu  

başarılı  

tırmanışın  

merdivenlerini  

süratle

çıkmaya başlar. (Bodrum Gündem, 1.12.2016)

Can PULAK

DİĞER YAZARLAR

Site Haritası

Yalçın BAYER - (1)

Dilara PEKEL

Yalçın BAYER - (2)

Celal BAŞLANGIÇ

Yonca TOKBAŞ - (1)

Osman BERBEROĞLU

Yonca TOKBAŞ - (2)

MİLAS’IN MÜTHİŞ SERVETİ!

Can PULAK

GSM: +90.542.535 51 71   |   e-Posta:
© Nevzat Çağlar Tüfekçi / Milas - 2017 - 2019

KONUK YAZARLAR - 9

MİLAS’IN MÜTHİŞ SERVETİ!

Can   

Pulak,   

Cumhurbaşkanı   

Özal’ın   

Başdanışmanıydı.

Uzun     

yıllar     

gazetecilik     

yaptı.     

Bodrum’da     

yaşamaktadır.

Muğla’nın  

severi  

ve  

gönüllüsüdür.  

Bir  

telefon  

konuşmamızda,

Bodrum’da  

yaşayan  

emekli  

veya  

değil  

tüm  

gazetecilerle  

birlikte,

Milas’ı      

tanıtmak      

amacıyla      

bir      

gezi      

organizasyonu

düzenleyebileceğini       

söyledi       

ama       

kent       

yöneticilerine

ulaşamadığını   

belirtti.   

Can   

Pulak   

gibi   

insanlar,   

az   

bulunur.

Onları    

değerlendirmeliyiz!..    

O’nun    

Milas’la    

ilgili    

yazısıyla,

kendisini   

‘milas.org.tr’ye   

konuk   

ediyoruz.   

Sayın   

Can   

Pulak’a,

sağlık içinde uzun bir yaşam diliyorum. (NÇT)

Kıymet    

bilmeyen    

bir    

milletiz.    

Sahip    

olduğumuz

değerlerin    

farkında    

bile    

değiliz.    

Bizdeki    

imkanlar    

ve

zenginlik  

akıllı  

bir  

ülkenin  

elinde  

olsa  

var  

ya,  

milli  

gelirin

şampiyonluğunu kimseye kaptırmaz.

Öteden  

beri  

Milas’a  

çok  

üzülürüm.  

Öyle  

güzel,  

öyle

varlıklı,   

öyle   

tarihi   

ve   

hakkı   

yenmiş   

bir   

kentimizin   

sessiz

sedasız,   

iddiasız   

ve   

mütevazi   

duruşu   

bana   

çok   

dokunur.

Muğla’nın  

ve  

Türk  

turizminin  

kaymağını  

Marmaris,  

Bodrum,

Fethiye   

bölüşür   

de   

bizim   

Milas’a   

minik   

bir   

payı   

bile   

çok

görürler.  

Oysa  

Milas,  

zenginlik  

açısından  

hepsine  

fark  

atar.

Dünyada  

27  

antik  

kente  

birden  

sahip  

Milas’tan  

başka  

bir

şehir  

yoktur.  

Denizi,  

gölü,  

ormanları,  

dağları,  

dünyaca  

ünlü

zeytinlikleri,  

lagünleri,  

kuş  

cennetleri,  

hangi  

birini  

saysam

acaba?

3000  

yıllık  

kültür  

birikimine  

sahiptir  

Milas.  

Turizmin

her   

çeşidini   

rahatlıkla   

yapabilir.   

Ovasından   

fışkıran   

tatlı-

tuzlu   

suyuyla   

karada   

doğal   

balık   

üretebilen   

bir   

yerdir.

Güzelim  

sahillerini  

ve  

bakir  

koylarını  

bir  

görseniz,  

buraları

niye   

turistlerin   

doldurmadığına   

şaşarsınız.   

Devletimiz   

her

yere    

el    

uzatmaya    

çalışıyor    

ama    

nedense    

Milas’a    

pek

aldırmıyor,  

hatta  

üvey  

evlat  

muamelesi  

yapıyor.  

Bu  

büyük

bir   

haksızlıktır   

ve   

bunun   

süratle   

giderilmesi   

ve   

Milas’a

değerinin verilmesi milli bir ödevdir.

Milas’ın     

en     

büyük     

şanssızlığı,     

dünyaca     

tanınan

Bodrum’un  

gölgesinde  

kalması  

ve  

bölge  

yatırımlarının  

diğer

ilçelere  

yapılmasıdır.  

Oysa  

Milas’ın  

elinden  

ciddi  

ve  

planlı  

bir

şekilde   

tutulsa,   

değerleri   

ve   

doğal   

güzellikleri   

ön   

plana

çıkarılsa,  

iddiayla  

söylüyorum  

ki  

bu  

kentimiz,  

kısa  

sürede

layık   

olduğu   

seviyeye   

tırmanır.   

Bunun   

için   

yerel   

çabalar,

gayretler,  

iyi  

niyetler  

ve  

çalışmalar  

var  

ama,  

yetmiyor  

işte.

Mutlaka  

devlet  

desteği  

gerekiyor.  

Bu  

devlet  

Muğla’nın  

diğer

ilçelerinin devleti de Milas’ın değil mi yani?

Kültür  

ve  

Turizm  

Bakanlığı  

Milas’a  

bir  

el  

atsa,  

27  

antik

kenti  

profesyonel  

bir  

kafayla  

ayağa  

kaldırsa,  

Türkiye  

Efes

gibi,  

Afrodisias  

gibi,  

Bergama  

gibi  

müthiş  

bir  

tarihi  

merkeze

daha    

kavuşur.    

Bugün    

dünya    

turizmi,    

güneş-kum-deniz

üçgeninden   

kurtulup   

kültür   

ve   

sağlık   

turizmine   

doğru

yürüyor.   

Bu   

yürüyüşte   

ülkemizin   

gelecekteki   

şansı   

çok

büyüktür  

ve  

bunu  

bugünden  

değerlendirmeye  

başlamamız

gerekiyor.  

Böyle  

yapacaksak,  

Milas’a  

da  

kültür  

projemizin

ön sıralarında yer vermeliyiz.

Milas’ın  

kuruluşu  

MÖ  

10.  

yüzyıla  

kadar  

uzanıyor.  

Adını

rüzgarlar  

tanrısı  

Ailos’un  

soyundan  

gelen  

Mylasos’tan  

aldığı

biliniyor.    

Karya’nın    

ve    

Menteşe    

beyliğinin    

Başkentliğini

yapan     

Milas     

Romalıların,     

Bizanslıların,     

Selçuk’luların,

Menteşeoğulları  

ve  

Osmanlıların  

uzun  

süre  

hakimiyetinde

kalmış.   

Tüm   

Karyalıların   

ulusal   

tanrısı   

Zeus’un   

heykel   

ve

tapınaklarına  

sahip  

Milas’ın  

adı,  

’’mabedler  

kenti’’ne  

çıkmış

ve  

tarihte  

Karyalıların  

hac  

yeri  

olarak  

ün  

salmış.  

Çünkü  

Zeus

Karius  

ve  

Zeus  

Labranda  

mabetleri  

Milas’ı,  

Karya’nın  

dini

merkezi haline getirmiş.

Kültür    

meraklısı    

turistler    

için    

bir    

hazine    

Milas.

İasos’taki  

büyük  

sur,  

tiyatro  

ve  

antik  

liman,  

Çomakdağında

kurulu   

Labranda   

antik   

kentindeki   

Zeus   

tapınağı,   

saray

benzeri  

büyük  

yapılar,  

stadyum,  

tiyatro  

ve  

teras  

evleri,  

Ören

Keramos   

bölgesindeki   

kaya   

ve   

lahit   

mezarları,   

seramik

kalıntıları,   

duvar   

taş   

işlemeleri,   

Euromos’taki   

Senato   

ve

Tiyatro   

kalıntıları,   

Helenistik   

çağda   

inşa   

edilen   

Herakleia

kentindeki   

Athena   

tapınağı,   

agora,   

şehir   

meclisi   

binası,

tiyatro   

ve   

hamam   

gerçekten   

muhteşem   

eserler.   

Roma,

Yunan   

ve   

Bizans   

eserlerine   

sahip   

Bargilya’ya   

ne   

demeli?

Hani   

çok   

lezzetli   

balıklarını   

ve   

dünyaca   

ünlü   

tereyağlı

sarımsaklı karideslerini de yediğimiz Bargilya…

Peki,200    

metre    

yükseklikte    

sarp    

kayalar    

üzerine

kurulu   

ve   

surlarla   

çevrili   

Beçin   

kalesindeki   

Bizans   

Şapeli,

Karapaşa  

ve  

Ahmetgazi  

Medresesi,  

Orhan  

Bey  

Camii  

ve  

bey

hamamını   

gördünüz   

mü?   

Burası   

sabahtan   

akşama   

kadar

gezilecek   

mükemmellikte   

bir   

tarihi   

eser   

ve   

görsel   

değer

merkezi.   

Durun   

daha   

bitmedi,   

Hisarbaşı   

mahallesindeki

Zeus    

Karios    

tapınağı,    

Gümüşkesen    

mezar    

anıtı,    

Sinuri

mabedi      

dünyada      

eşi      

az      

bulunur      

cinsten      

tarihi

zenginliklerimiz.

Bunlara   

ilave   

edilecek   

daha   

çok   

yerler   

var.   

Alinda,

Alabanda,  

Stratonikeia  

bunlardan  

birkaçı.  

Hele  

Stratonikeia

başlı   

başına   

bir   

şahaser.   

Buraya   

aşkın   

ve   

gladyatörlerin

kenti  

diyorlar.  

MÖ  

3.  

Yüzyılda  

kurulan  

bu  

kentin  

tarihi  

ilginç.

Suriye    

Kıralı    

1.    

Selevkos,    

ikinci    

eşi    

Stratonike’yi    

oğlu

Antiokhos’a   

vermiş.   

O   

da   

önce   

üveyannesi,   

sonra   

da   

eşi

olan    

Stratonike’nin    

adına    

bu    

kenti    

kurmuş.    

Kentte,

güneydeki   

dağın   

surlarla   

çevrili   

tepesinde   

bir   

akropol,

kuzeyde  

imparator  

için  

yapılmış  

küçük  

bir  

tapınak,  

büyük

tiyatro,    

kent    

Meclisi    

binası,    

Jimnasyum,    

oda    

mezarlar,

nekropol,  

daha  

ötesinde  

Lagina’daki  

Hekate  

kutsal  

alanı  

var.

Unesco  

Dünya  

Mirası  

geçici  

listesine  

de  

alınan  

bu  

değerli

tarihi     

bölgede     

kazı     

çalışmaları,     

Prof.     

Bilal     

Söğüt’ün

başkanlığında 8 üniversiteden gelen 80 öğrenciyle yapılıyor.

Milas’ın   

yerli   

konakları,   

İtalyan   

ve   

Macar   

mimarları

tarafından  

yapılan  

Milas  

evleri,  

restore  

edilen  

Hacı  

Aliağa

Konağı,  

Çöllüoğlu  

Hanı,  

Ulu-Belen-Ağa  

ve  

Firuzbey  

camileri

ile  

Selimiye’deki  

Abdülfettah  

Camii  

ve  

külliyesi  

de  

mutlaka

görülmeli.

Milas’a  

gelmişken  

ünlü  

halısını,  

elişlerini,  

Çomakdağı

bebeklerini,  

elde  

dokunan  

heybe,  

kıl  

çuval  

ve  

keçelerini,  

taş

işlemeciliğini,    

ağaç    

işlerini    

ve    

mimari    

süslemeleri    

de

incelemek  

gerek.  

Ayrıca  

çok  

ünlü  

ve  

her  

yıl  

Amerika’da  

ödül

alan  

zeytin  

ve  

zeytinyağlarını  

da  

tatmanızı,  

yılan  

balığı  

ile

meşhur Milas Köftesini de yemenizi öneririm.

Bölgeyi  

sevenlerin  

Milas’a  

destek  

ve  

yardımcı  

olmaları,

bu    

güzel    

kentimizin    

değerine    

kavuşabilmesi    

için    

ne

mümkünse     

yapmaları     

gerekiyor.     

Örneğin     

ben     

öyle

yapacağım   

ve   

Milas’a   

omuz   

vereceğim.   

İnanıyorum   

ki,

Milas’ın  

yerli  

kent  

makyajı  

biraz  

düzeltilse,  

çalışkan  

ve  

uyum

içinde   

görev   

yapan   

Kaymakam   

ve   

Belediye   

Başkanına

karşılıksız    

yardım    

edilse,    

Milas    

layık    

olduğu    

başarılı

tırmanışın merdivenlerini süratle çıkmaya başlar.

(Bodrum Gündem, 1.12.2016)

Yalçın BAYER - (1)

Dilara PEKEL

Yalçın BAYER - (2)

Celal BAŞLANGIÇ

Can PULUR

DİĞER YAZARLAR

Yonca TOKBAŞ - (1)

www.milas.org.tr    
Facebook sayfamız yayına başladı.

Osman BERBEROĞLU

Yonca TOKBAŞ - (2)

Can PULAK

Diğer sayfalar için tıklayınız Diğer sayfalar için tıklayınız